Gaudi’nin yarım kalan eseri: La Sagrada Familia

La Sagrada Familia (Kutsal Aile) bazilikası Gaudi’nin tamamlayamadığı eseri. Nitekim ziyarete gittiğinizde dsagrada familiae çalışmaların hala sürdüğünü göreceksiniz. Dışardan baktığınızda bir kısmında çalışmaların sürüyor olması foto çekerken de zorlanmanıza neden oluyor.

Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine içine girmeye karar vermiştik, sırayı görünce vazgeçsek mi gibi şeyler aklımızdan geçse de pes etmedik ve bekledik. Neyseki çok gişe var ve sıra çabuk ilerliyor. Dolayısıyla sırayı görüp vazgeçmemenizi öneririm. Buradaki en önemli nokta sıra size geldiğinde biletinizi alıyorsunuz ama biletinizin üstünde yazan giriş saatine göre içeri giriyorsunuz. Belki bu yoğunluğa göre de değişiyordur ama bizim biletimiz 1 saat sonrasınaydı. Karşısındaki parkta veya Mcdonald’s’da falan oyalanabilirsiniz.

İçeriye girdiğinizde öncelikle tanıtım videosunu izleyip sonra gezmeye başlamınızı öneririm. Videoyu izledikten sonra daha anlamlı oluyor; mesela içerideki sütunlara farklı bir gözle bakıyorsunuz; bir ormanda dolaşıyormuşcasına.

 

İkinci kez gitmek isteyeceğiniz mekan: Makamaka Beach Burger Cafe

Yazıma başlamadan önce kendimi yeniden Barselona sokaklarında hissettim ve ilk aklıma gelen yer Makamakmakamakaa Cafe oldu. Sanırım bunun en büyük nedeni Barcelona’daki insanların sıcaklığını ve rahatlığını bana en çok hissettiren mekanın burası olması. Makamaka’ya sahilde yürüyerek ulaşma imkanınız var, giderken bir de gitar çalan ve dans edenlere rastlarsanız keyfinize diyecek olmuyor:)

Makamaka’ya ilk gidişimizde amacımız kokteyl tarzı bir şeyler içmekti. Gider gitmbigkahunamojitoez ortamı çok sevdik, genellikle gençlerin takıldığı bir mekan. Hatta gittiğimizde haftasonu olduğu için yer yoktu, sıra beklememiz gerekiyordu. Mekanın atmosferinden etkilenip sıramızı beklemeye koyulduk. Nitekim iyi ki de beklemişiz, hiç kalkasımız gelmedi, uzun uzun uzun sohbet ettik. Sohbetin yanında da sürahide big kahuna mojito (sürahi 30€; bardakta 8€) iyi gitti. (Fotoğrafta gördüğünüz sürahinin hepsi doluydu.) Normal mojitoya göre daha tatlı bir tadı var, ama çok da özel bir tat değil. Bir de patates söyledik ortaya ama bana göre fazla tuzluydu.

Barselona gezimizin son gününde maalesef yağmurlu bir hava vardı ama yağmura rağmen tekrar makamaka’ya gitmeytoplessburgere çok istekliydik, zaten burgerlerinde de gözümüz kalmıştı. Fiyatlar da genel olarak uygundu (Güncel fiyatları facebook sayfasında bulabilirsiniz). Biz klasik tarzda olan topless burgeri (5,90€) tercih ettik, yanına da parmesanlı patates (4,20€) söyledik, neyseki bu sefer patatesleri sevdim. Burger de fena değildi, ama Barcelona’da burgerin adresini zaten bir önceki yazımda paylaşmıştım.

Adres: Passeig De Joan De Borbo, 76

 

 

 

Barselona’da hamburgere doyacağınız adres: Bacoa

Bacoa hem hamburgere doyacağınız hem de hamburgerin boyutunu düşününce karnınızı da doyuracağınız bir mekan. Üstelik lezzetli ve uybacoa-burgergun fiyatlı. Barselona halkının gittiği bir mekan. Menü maalesef İngilizce değil; ama az çok benzer kelimeler olduğundan anlayabilirsiniz. Biz bir yerlinin tavsiyesiyle Manchego burger (6 Euro) tercih ettik ve lezzetinden memnun kaldık. Hamburger oldukça büyüktü, aç olmamıza rağmen zor bitirdik. Hamburger fiyatları 5,50-7,90 Euro arası değişiyor, patates de 2-4 Euro arası.

Sipariş vermek burda biraz değişik, menü olan kağıtları alıp ne istediğinizi işaretliyorsunuz ki bence siparişin yanlış anlaşılmaması açısından iyi bir yöntembacoa-soslar; parasını ödüyorsunuz ve hazırlanmasını bekliyorsunuz. Sonra da afiyetle yiyorsunuz:)

Bir de soslardan bahsetmeden geçemeyeceğim. Sosları çok güzel ve tabiki bunda el yapımı olmasının katkısı büyük olsa gerek. Mutlaka masadaki şişelerde duran soslarından tadın!

 

Adres: Carrer Colomines, 2, Barcelona. (Via Laietana’dan Av. de Francisc Cambo’ya girin, ordan da sağda Carrer de Freixures’e dönün. Sokağın sonunda Carrer Colomines’le kesiştiği yerde Bacoa’yı göreceksiniz.)

 

Barselona’nın en meşhur bulvarı: La Rambla

La Rambla (Las Ramblas) Barselona’da herhangi bir yeri tarif ederken baz aldığınız, boş vakitlerinizde kendinizi kalabalığa attığınız bir bulvar. İstiklal Caddesi’nin çok daha geniş ve iki yanı ağaçlarla kaplı hali gibi biraz ama burada kafe ve restoranların dışarda masaları da mevcut. Bulvarın iki yanında mala boqueriağazalar, marketler ve kafeler var. Market dediysem sadece Carrefour’u kastetmiyorum, aynı zamanda hemen hemen her şeyi bulabileceğiniz açık bir marketi de var. İsmine gittiğimde hiç dikkat etmemiştim; kısaca La Boqueria deniyormuş. Burdan turistlerin çoğunlukla bardakta meyvelerden aldığını gözlemledim. Biz de içinde ananas, hindistan cevizi ve üzüm bulunan bir bardak aldık; ancak ben olgunlaşmamış olmaları nedeniyle ananaslardan ve üzümlerden memnun kalmadım. Dolayısıyla tezgahlar arasından seçim yaparken dikkatli olmakta yarar var. Fiyatları da 1-2 Euro arası değişiyor.

Açıkçası burdaki kafeler, restoranlar daha çok turistlerin tercih ettiği noktalar olduğu için biz tercih etmedik. Fiyatlar La rambla’dan girdiğiniz ara sokaklarda daha uygun ve yer açısından da sıkıntı yaşama ihtimaliniz daha düşük. Ayrıca bazı bloglarda okuduğum La Rambla üzerindeki yemek yerlerinde yaşanan hayal kırıklığı da beni La Rambla üzerindeki mekanlardan soğuttu. Bizim genel tercihimizse çoğunlukla Barcelona halkının gittiği mekanlardan yana oldu. Bu mekanlardan ilerki yazılarımda bahsedeceğim:)

Bulvar üzerindeki hediyelik eşyacıların da fiyatları daha pahalı, turistik mekanların önünde yerde tezgah açanlardan almak daha ucuza geliyor. Hatta satıcıların Türk çıkma ihtimali de var ki bu da güzel bir pazarlık demek:)

Bir de bulvar üzerinde çok cezbedici duran dondurmacılar var; ancak hep karnımız tok gittiğimiz için bize yemek nasip olmadı. Gözünüzün kalmaması için aç gitmekte yarar var:)

Barselona Barselona…

Barselona’ya gitmeden önce kimi arkadaşlarım çok sevdiğini kimileriyse pek sevmediklerini söyleyince neyle karşılaşacağımı bilmez bir şekilde gittim. Ben Barselona’yı çok sevenlerden oldum, umarım bu ilerideki ziyaretlerimde de değişmez.

Barselona’ya Temmuz’un ilk haftasında gittik. Şansımıza hava çok güzeldi. Geniş caddelerde karşılıklı bulunan ağaçlar gölge yaptığından sıcak olduğu zamanlarda bile rahatsız olmadık.

Barselona birçok Avrupa ülkesine göre fiyatlar açısından daha uygun, tereddüt etmeden birçok yere girebiliyorsunuz. İnsanları da daha sıcak ve rahatlar, siz de ister istemez bu akışa kendinizi kaptırıyorsunuz. Aynı dilde konuşmadığınızda bile ilginç bir şekilde anlaşmak çok kolay oluyor:) Denize kıyısı olması da, denizi çok sevdiğimden, beni mutlu eden bir diğer özelliği. Ayrıca binaların hemen hemen hepsi de eski dokusunu korumuş.

Barselona ile ilgili birçok blogda hırsızlık olaylarına karşı dikkatli olmanızın önerildiğini göreceksiniz. Ben özellikle Türkiye’de büyük şehirlerde yaşayanların bu konuda sıkıntı yaşayacağını düşünmüyorum, ne de olsa dikkat konusunda deneyimliyiz. İstanbul’da olduğunuzdan daha dikkatli olmanızı gerektirecek ekstra bir durum yok.

Yani sonuç olarak hala Barselona’yı görmediyseniz, en kısa zamanda görün derim. Eğer gidip de sevmediyseniz Barselona’ya bir şans daha verin ve eğer daha önce turla gittiyseniz bu sefer kendi olanaklarınızla gidin.

Barselona’yla ilgili deneyimlerimi paylaşmak için sabırsızlanıyorum:)