Barselona’da hamburgere doyacağınız adres: Bacoa

Bacoa hem hamburgere doyacağınız hem de hamburgerin boyutunu düşününce karnınızı da doyuracağınız bir mekan. Üstelik lezzetli ve uybacoa-burgergun fiyatlı. Barselona halkının gittiği bir mekan. Menü maalesef İngilizce değil; ama az çok benzer kelimeler olduğundan anlayabilirsiniz. Biz bir yerlinin tavsiyesiyle Manchego burger (6 Euro) tercih ettik ve lezzetinden memnun kaldık. Hamburger oldukça büyüktü, aç olmamıza rağmen zor bitirdik. Hamburger fiyatları 5,50-7,90 Euro arası değişiyor, patates de 2-4 Euro arası.

Sipariş vermek burda biraz değişik, menü olan kağıtları alıp ne istediğinizi işaretliyorsunuz ki bence siparişin yanlış anlaşılmaması açısından iyi bir yöntembacoa-soslar; parasını ödüyorsunuz ve hazırlanmasını bekliyorsunuz. Sonra da afiyetle yiyorsunuz:)

Bir de soslardan bahsetmeden geçemeyeceğim. Sosları çok güzel ve tabiki bunda el yapımı olmasının katkısı büyük olsa gerek. Mutlaka masadaki şişelerde duran soslarından tadın!

 

Adres: Carrer Colomines, 2, Barcelona. (Via Laietana’dan Av. de Francisc Cambo’ya girin, ordan da sağda Carrer de Freixures’e dönün. Sokağın sonunda Carrer Colomines’le kesiştiği yerde Bacoa’yı göreceksiniz.)

 

Barselona’nın en meşhur bulvarı: La Rambla

La Rambla (Las Ramblas) Barselona’da herhangi bir yeri tarif ederken baz aldığınız, boş vakitlerinizde kendinizi kalabalığa attığınız bir bulvar. İstiklal Caddesi’nin çok daha geniş ve iki yanı ağaçlarla kaplı hali gibi biraz ama burada kafe ve restoranların dışarda masaları da mevcut. Bulvarın iki yanında mala boqueriağazalar, marketler ve kafeler var. Market dediysem sadece Carrefour’u kastetmiyorum, aynı zamanda hemen hemen her şeyi bulabileceğiniz açık bir marketi de var. İsmine gittiğimde hiç dikkat etmemiştim; kısaca La Boqueria deniyormuş. Burdan turistlerin çoğunlukla bardakta meyvelerden aldığını gözlemledim. Biz de içinde ananas, hindistan cevizi ve üzüm bulunan bir bardak aldık; ancak ben olgunlaşmamış olmaları nedeniyle ananaslardan ve üzümlerden memnun kalmadım. Dolayısıyla tezgahlar arasından seçim yaparken dikkatli olmakta yarar var. Fiyatları da 1-2 Euro arası değişiyor.

Açıkçası burdaki kafeler, restoranlar daha çok turistlerin tercih ettiği noktalar olduğu için biz tercih etmedik. Fiyatlar La rambla’dan girdiğiniz ara sokaklarda daha uygun ve yer açısından da sıkıntı yaşama ihtimaliniz daha düşük. Ayrıca bazı bloglarda okuduğum La Rambla üzerindeki yemek yerlerinde yaşanan hayal kırıklığı da beni La Rambla üzerindeki mekanlardan soğuttu. Bizim genel tercihimizse çoğunlukla Barcelona halkının gittiği mekanlardan yana oldu. Bu mekanlardan ilerki yazılarımda bahsedeceğim:)

Bulvar üzerindeki hediyelik eşyacıların da fiyatları daha pahalı, turistik mekanların önünde yerde tezgah açanlardan almak daha ucuza geliyor. Hatta satıcıların Türk çıkma ihtimali de var ki bu da güzel bir pazarlık demek:)

Bir de bulvar üzerinde çok cezbedici duran dondurmacılar var; ancak hep karnımız tok gittiğimiz için bize yemek nasip olmadı. Gözünüzün kalmaması için aç gitmekte yarar var:)

Barselona Barselona…

Barselona’ya gitmeden önce kimi arkadaşlarım çok sevdiğini kimileriyse pek sevmediklerini söyleyince neyle karşılaşacağımı bilmez bir şekilde gittim. Ben Barselona’yı çok sevenlerden oldum, umarım bu ilerideki ziyaretlerimde de değişmez.

Barselona’ya Temmuz’un ilk haftasında gittik. Şansımıza hava çok güzeldi. Geniş caddelerde karşılıklı bulunan ağaçlar gölge yaptığından sıcak olduğu zamanlarda bile rahatsız olmadık.

Barselona birçok Avrupa ülkesine göre fiyatlar açısından daha uygun, tereddüt etmeden birçok yere girebiliyorsunuz. İnsanları da daha sıcak ve rahatlar, siz de ister istemez bu akışa kendinizi kaptırıyorsunuz. Aynı dilde konuşmadığınızda bile ilginç bir şekilde anlaşmak çok kolay oluyor:) Denize kıyısı olması da, denizi çok sevdiğimden, beni mutlu eden bir diğer özelliği. Ayrıca binaların hemen hemen hepsi de eski dokusunu korumuş.

Barselona ile ilgili birçok blogda hırsızlık olaylarına karşı dikkatli olmanızın önerildiğini göreceksiniz. Ben özellikle Türkiye’de büyük şehirlerde yaşayanların bu konuda sıkıntı yaşayacağını düşünmüyorum, ne de olsa dikkat konusunda deneyimliyiz. İstanbul’da olduğunuzdan daha dikkatli olmanızı gerektirecek ekstra bir durum yok.

Yani sonuç olarak hala Barselona’yı görmediyseniz, en kısa zamanda görün derim. Eğer gidip de sevmediyseniz Barselona’ya bir şans daha verin ve eğer daha önce turla gittiyseniz bu sefer kendi olanaklarınızla gidin.

Barselona’yla ilgili deneyimlerimi paylaşmak için sabırsızlanıyorum:)

 

Roma’da: Görseniz de olur görmeseniz de

Bu kısımda Roma’da görülse de olur görülmese de diye düşündüğüm yerleri derledim. Bu yerlerin çoğuna Interrail gezimizde gitme fırsatı bulmuştuk, ikinci kez ziyaret etme gereği duymadım.

Repubblica Meydanı (Piazza della Repubblica): Termini istasyonu yakınlarında. Meydan ortasındaki çeşme güzel ama zaten birçok meydanda çeşme göreceğiniz için illaki görmeniz gerekli değil. Çevresinde de pek bir şey yok. Akşam gidilirse daha iyi olur, ışıklarla daha güzel.

Santa Maria Maggiore Kilisesi: Girerken omuz kapattırıyorlardı eskiden. Hala öyle mi bilemiyorum ama gidecekseniz yanınızda en azından bir şal götürmenizde fayda var.

Campidoglio Meydanı (Piazza Campidoglio): Etrafındaki binaların güzel olduğu meydan.

Vittorio Emanuele Anıtı (Monumento Vittorio Emanuele): Dışından kendine hayran bıraksa da içindeki müze görülmese de olur.

Popolo Meydanı (Piazza del Popolo): Büyük ve çevresinin güzel olduğu bir meydan. İnsanları izlemek ve soluklanmak için tercih edilebilir. Burayı Roma’ya ikinci gelişimde de ziyaret etmiştik.

 

Roma’da klasik turist noktası: Colosseum

Colosseum

Colosseum Interrail gezimde görmek için heyecanlandığım yerlerden biriydi. Sabah saatlerinde gitmemize rağmen içine girmek için uzun bir süre kuyrukta bekledikten sonra çok da umduğumu bulamadığımı itiraf etmeliyim. Dıştan gözüken ihtişamı iç kısmında bulamamıştık. Audioguide almamıza rağmen dinleme noktaları da kalabalık olduğu için birkaç dinleme noktasını atladık. Bu arada öğrenciyseniz öğrenci indirimi var diye sevinmeyin; çünkü sadece AB üyesi ülkeler için geçerli:(

Biz bir tek çıkarken gördüğümüz gladyatör kıyafetleri ve eşyalarının sergilendiği kısmı sevdik ama sırf o kısım için de içine girmeye değmez.

Colosseum’un tam karşısında bir tepe var, bence oraya çıkın ve geniş açıdan Colosseum’un fotoğrafını çekin. Böylece gözünüzde hala ihtişamını koruyor olur:)

Son olarak Colosseum yakınlarında bulunan Roman Forum ve Palatine Hill de hiç bir şey bilmeden gezilince anlaşılmayan bir yerden ibaret. Herhangi bir yerde açıklayıcı yazılar da yoktu maalesef. Bence gezilmesine gerek yok ama çok gezmek istiyorsanız bilgi edinmeden ya da audioguide’sız gitmeyin derim.